Blog

Kategoriler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Popüler Etiketler

Arşiv

M&N'den Haberler

Blog > Mimarlık Dünyası

01May

Alışveriş merkezleri hayatımıza girdi

Mimarlık Dünyası | 0 yorum | 1 Mayıs 2009 - 17:42:34 | Yazdırın | 
etiketler  Alışveriş Merkezleritüketimalışverişmimari

Alışveriş merkezleri hayatımıza girdi başka alternatif düşünemiyoruz...

Artık hayatımız o kadar hızlandı ki, boş olmayan zamanlarımız en kolay mekanlarda geçiyor. Neden boş olmayan vakitlerimiz?.. Çünkü artık alışveriş için çok zaman harcamak yerine, daha çabuk ve kapsamlı alışveriş yapmak ve içeri girdikten sonra kendimizi unutmak dileğimiz… Sinema, fastfood, en çabuk yaratabileceğimiz alternatifler… Düşünce tembeli olduğumuz için elimizin altında olan en kolay imkanlar alışveriş merkezleri… Hele kış aylarında sıcak, kuru, kalabalık, sinerjik, konforlu ve tüketim alternatifli süper mekanlar… Neredeyse tüm yaşantımız o mekanda geçsin ve tüm ihtiyaçlarımızı karşılayalım istiyoruz… Bir de terlik versinler, ayaklarımızda rahat etsin… Nasıl?

Pazar yerlerinden sonra bizi konfora alıştıran kapalı çarşılarımızla, aslında en eski alışveriş merkezlerine sahip olan bizler, yeni jenerasyon alışveriş merkezleri ile 90’lı yıllarda tanıştık. Daha dün gibi geliyor ama en eskisi 20 yılı geçmiş bile… Zaman gerçekten su gibi akıp gidiyor, kendi çocukluğumuz ile şimdiki çocukların mekan algılaması ne kadar farklı… Artık ayakkabılarımızın çamurlanmadığı, yağmurdan ıslanmadığı, arabadan inerken “acaba üstümüzdeki fazlalıkları bıraksak mı?” diye düşündüğümüz kapalı mekanlara alıştık. İçmimari olarak insanlara daha cazip gelecek, konforu en iyi yakalayan alışveriş merkezleri bunlar… Unuttuğumuz pazarları, balıkçıları, bakkalları, çarşılarda bulunan mağazaları bize sunmak için oluşturulan kampanyalarla dolu alışveriş merkezleri…

Peki, insanoğlu bu mekanları neye göre tercih ediyor? Aslında tercih ettiriyoruz! Tüketim için alışverişin çok cazip olması gereğinden yola çıkarak, harcadığımız paranın karşılığının bize sunulmasını arzu ederiz. Alışveriş mekanları oluşturulurken, şehrin içinde ve dışında çok fark etmiyor, sığınılacak en kolay ve konforlu olması ve tüketimin elimizin altında bulunması yeterli. Fakat artık konfor olgusu o kadar değişti ki, alışveriş ve insan ara kesitinde neler var neler… Bu kurgu oluşturulurken, mimar ve içmimarların kullanıcı için ve kullanıcı mantığıyla düşünmesi ve farklı tasarımları mekana yansıtması gerekiyor. Başarılı olunduğu gibi aksayan ve mekanın olumsuzluklarının tercihlerimizi değiştiren özellikleri de mevcut.

Bu özellikler neye göre belirlenir? Öncelikle içinde yer alacak markalara göre müşteri kitlesi, yeterli otopark, yiyecek- içecek ve hipermarket alanı oluşturmak ana hedeftir. Diğer alternatif sunumlar, mekanları birbirinden ayırıcı etkilere sahip olur. Yurt dışında alışveriş merkezi kavramı çok zaman önce yerleştiğinden, deneme -yanılma metodolojisi (yöntem bilimi) ile oturmuş ve çok fazla alternatifler oluşmuştur. Dışarıdan görülen mimariden başlayan bu arayış, binanın içine kadar gider ve bir konsept oluşturur. İç mekanın huzurlu tasarlanması, sirkülasyon alanları, otoparktan daha süratli gelebilmek ve ana hedefe hemen ulaşabilmek, en lezzetli yemeği en az zamanda yemek, film izlemek, hijyenik WC’leri kullanmak ve her türlü hizmeti alabilmek için yaratılan birbirinden farklı mekanlar, motivasyon yaratmak adına çaba içindedir.

Bu çeşitlilikte mimar ve içmimarların işi daha da zorlaştı. Rekabet ortamı, yapılan çalışmaları daha özgün, ilk ve tek olmaya zorluyor. Önceleri yapılanlar ise eskidiği için hiçbir şekilde örnek alınacak değerlere sahip olamıyor. Mekan içi sirkülasyon alanlarının normalde tüm mağazaların gezilebilmesini sağlayan dolaşım sistematiğine uygun olması gerekmekte. Bu sirkülasyon ise yürüyen merdivenlerin katlarda bulunan dolaşım alanlarına olan bağlantısı ile yapılabiliyor ve tüm alışveriş merkezini gezmek durumunda kalıyorsunuz. Bu durum müşteri için çok olumsuz ve yorucu, mağaza sahipleri için ise avantaj haline dönüşüyor. Artık mekan anlayışı dış kabuğu ile beraber oluşuyor ve iddialı yapılarda dış ortamın ilişkisi iç mekana taşınıp, doğa ve sokak konsepti buluşturuluyor.

Böyle bir alışveriş merkezinde, karda- yağmurda- fırtınada ne yapacağınızı bilmez halde üşüyerek dolaşıyorsunuz. Sadece yazın keyif verecek mekanların oluşması bizleri eskiye dönmenin zamanı geldiğini ve özlemin arttığını mı söylemek istiyor acaba? Modern nostalji mi oluyor farklı konseptler? Bu durumda toplumun istekleri, kapalı mekanlara olan ilginin azalarak, biraz üşümek ve zorlanmak mı? Belki… Hatta mimarinin doğanın altında yer alması, üzeri çim kaplı görünmez alışveriş merkezleri oluşturmak, betondan –yapıdan bıkmışlığın bir cevabı mı?

İnsan doğar, büyür, ölür. Ve tekrar doğanın bir parçası olur… Köyünden çıkar, belli bir mevki sahibi olur ama yaşamının sonunda yine topraklarını özler, yani özüne döner. Artık doğanın bize sunduklarını geri çevirmeden, onunla bir bütün olmak istiyoruz sanki… Ne dersiniz?..

Bu yazı hakkında yorum bulunamamıştır. İlk yorumu siz ekleyebilirsiniz >

Yazıya Yorumunuzu Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için